Aşk tehlikeli bir yolculuktur.

Bir başkasına karşı gönlünü tamamen açmak bazen riskli olabilir. Neler yaşacağını bilemezsin. Bütün gizlediklerin açığa çıktıktan sonra ne olacağını bilemezsin. Zamanla korkmaya başlarsın. Bu yüzden kendimizi fazla açamayız. Tanıştıktan sonra aşkın gerçekleşmesini beklersin ya da öyle zannedersin. O sen değilsin aslında! Zaman geçer ama yine dünyanın başlangıç noktasına geri dönersin.

Yıllarca birlikte yaşamış olan karı kocalar bile sadece tanışıklık yaşamış olabilir. Belki birbirlerini gerçekten tanımamışlardır. Biriyle ne kadar uzun süre birlikte yaşarsan, onun gönlüyle hiç tanışmamış olduğunu o kadar çok unutursun. O yüzden anlaşılması gereken ilk şey, tanışıklığı sevgi olarak görmemektir. Birlikte olabilirsin, cinsel yaşantın olabilir. Gönüller buluşmadığı sürece cinsel yaşantın iki bedenin bir araya gelmesinden ibaret olur. Ve iki bedenin bir araya gelmesi, sizin buluşmanız demek değildir.

“Biriyle ne kadar uzun süre birlikte yaşarsan, onun gönlüyle hiç tanışmamış olduğunu o kadar çok unutursun.”

Korku yönelimli yaşam seni asla derin bir ilişkiye götürmez. Onun senin özüne ulaşmasına asla vermezsin. Ona bir ölçüye kadar izin verirsin ve sonra duvar oluşur ve her şey durur. Sonuçları kafana takmamak gerekir; bu korku aslında zihinsel bir şeydir. Sonunda neler olacağını düşünmemek, tüm benliğinle davranmak gerekir.

Korkmadığın zaman saklayacak bir şeyin yoktur; ancak o zaman bütün sınırları kaldırıp açık bir insan olabilirsin. Ancak o zaman bir başka insanı, kendi gönlünün derinliklerine ulaşması için davet edebilirsin. Ve unutma; eğer birinin, gönlünün derinliklerine izin verirsen; o biri de senin, kendi gönlünün derinliklerine girmene izin verecektir.

Güven sağlanmıştır. Korkular olduğu sürece, o zaman yaşanan aşk olmaz. Yaşananlar sadece birbirine dayanan, iki korku dolu insanın arasında yapılmış olan bir düzenlemedir. Kavga, kontrol, sahiplenmek vardır ama bu aşk değildir. Eğer aşkın oluşmasına izin verirsen duaya ihtiyaç kalmaz.

İki gönül buluştuğunda aşk oradadır Ve aşk simyasal bir olgudur; tıpkı hidrojen ve oksijen bir araya geldiğinde, su gibi yeni bir şeyin yaratılması gibi.

Aşkın görünür işareti derin bir tatmin hissidir. Bir insan sevdiği zaman derin bir tatmin yaşar.

Aşk gözle görünmez ancak kişinin çevresindeki o huzur, derin tatmin duygusu görünebilir… Her nefesinde, her hareketinde tüm varlığı mutluluğa ulaşmıştır. Aşkın seni arzusuz yaptığını söylersem şaşırabilirsin ama arzu tatminsizlikten ortaya çıkar. Sahip olmadığın için arzularsın. Arzu edersin çünkü eğer o şeye sahip olursan seni tatmin edeceğini düşünürsün. Dediğim gibi arzu tatminsizlikten ortaya çıkar.

Aşk olduğu zaman, iki gönül buluşup, kaynaşıp, bütünleştiği zaman yeni bir simyasal nitelik doğar ve tatmin oluşur. Sanki tüm varoluş durmuş gibidir, hareketsizdir. O zaman yaşanan an, var olan tek an olur. İşte o zaman, “Bu pasta çok lezzetli” dersin. Aşkı yaşayan bir insan için ölüm bile herhangi bir şey ifade etmez.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir